| | Üretsiz Blog oluştur

Fenerbahce Derneğine Hoşgeldiniz

Fenerbahce Fan Sitesin HoşGeldiniz

Bu site Fenerbahce Fan Sitesi Her Gün BU Site'de Güncel Haber Bulunmakda'tır 

Fenerbahce Turkcell Süper Lig 29. Hafta

    

  1  :  2  

       Fenerbahce Turkcell Süper Lig 29. Hafta

Gökhan ve Emre sevinci

  

Gökhan ve Emre sevinci


26 Nisan 2009 Pazar * 21:52
Beşiktaş maçında, 3 maçlık cezalarını tamamlayan Volkan Demirel ve Semih'in yanı sıra sakatlıkları büyük ölçüde geçen Gökhan Gönül ve Emre'nin forma giyebilecek durumda olması teknik heyetimizi sevindiriyor.



Turkcell Süper Lig'de cumartesi akşamı yaptığı maçta Ankaragücü'ne 2-1 yenilerek zirveden iyice uzaklaşan Fenerbahçemiz, ligin 30. haftasında Beşiktaş ile yapacağı derbi maçın hazırlıklarına ara vermeden başladı.

Teknik Direktör Luis Aragones yönetiminde Samandıra Kamp Merkezi'nde gerçekleştirilen antrenmanda, Ankaragücü maçında forma giyen futbolcular dinlenmeye yönelik çalışmalar yaparken, diğer futbolculara normal program uygulandı.

İspanyol çalıştırıcının saha içinde yaptığı toplantıda futbolcularına, konsantrasyon sorunu yaşadıklarını, ligde geride kalan 5 hafta ve kupa finali öncesi daha dikkatli olmaları gerektiğini ifade ederek, ''Bu maçları kazanmak için elimizden geleni yapmamız gerekiyor. Konsantrasyon sorunu yaşıyoruz. Sadece formayla kazanılmıyor. Konsantre olmamız gerekiyor. Ciddiyetimizi bozmadan mücadelemizi sürdürmeliyiz'' şeklinde ifadeler kullandığı öğrenildi.

Teknik direktör Aragones toplantının ardından cezasını tamamlayan, Beşiktaş maçında forma giyebilecek kaleci Volkan Demirel ile bir süre görüşme yaptı.

 Bu arada maçta forma giyen futbolculardan kaleci Volkan Babacan, Ali ve Selçuk'un koşunun ardından uzun bir süre saha kenarında kalarak konuşmaları dikkat çekti.

-GÖKHAN GÖNÜL VE EMRE SEVİNCİ-


Beşiktaş maçında, 3 maçlık cezalarını tamamlayan Volkan Demirel ve Semih'in yanı sıra sakatlıkları büyük ölçüde geçen Gökhan Gönül ve Emre'nin forma giyebilecek durumda olması teknik heyetimizi sevindiriyor.

Gökhan Gönül bu sabahki antrenmanda takımla çalışırken, Emre bireysel futbolcu antrenörü Dolu Arslan yönetiminde antrenman yaptı. Emre'nin önümüzdeki günlerde takıma katılmasının beklendiği ifade edildi.

-DENİZ'İN MR'I ÇEKİLDİ-

Ankaragücü maçında sakatlanan, sol ayak topuğunda darbeye bağlı kanama oluşan Deniz'in MR'ının çekildiği bildirildi. Sarı-lacivertli futbolcunun durumunun MR sonucuna göre belli olacağı ifade edildi.

Dünkü maçta sağ alt baldırında kas sertleşmesi oluşan Alex'in MR'ının çekilmesine gerek kalmadığı kaydedildi. Brezilyalı futbolcunun Beşiktaş maçı için durumunun henüz belli olmadığı bildirildi.

Antrenmana hafif sakatlıkları bulunan Önder, Gökhan Emreciksin de katılmayarak tesislerde tedavi oldu. Hafif sakatlığı bulunan Deivid de bir süre koşunun ardından tesislere girdi.

"Zico'yu özlüyoruz"

"Zico'yu özlüyoruz"


26 Nisan 2009 Pazar * 18:57

Fenerbahçemiz'in Brezilyalı oyuncusu Deivid, Brezilya basınına verdiği bir röportajda eski teknik direktör Zico'yu özlediklerini söyledi.

 
Fenerbahçemiz'in Brezilyalı oyuncusu Deivid, Brezilya basınına verdiği bir röportajda eski teknik direktör Zico'yu özlediklerini söyledi.

Brezilyalı Globoesporte gazetesine ülkenin en önemli derbilerinden biri olan Santos-Corinthians maçı öncesi açıklamalarda bulunan Deivid, Artur Zico'nun Fenerbahçe'de önemli izler bıraktığını, ekip olarak Brezilyalı çalıştırıcıyı özlediklerini söyledi.

Fenerbahçe'deki durumu ve Zico ile görüşleri sorulan Brezilyalı oyuncu, "Türkiye liginde ekip olarak şampiyon olmamız artık çok zor. Hedefimiz Beşiktaş'la oynayacağımız Türkiye Kupası'nı kazanmak. Fenerbahçe'de çok mutluyum. Ekibimle sözleşmemi yeniledim. Amacım sözleşme bitiş tarihim olan 2012'ye kadar burada kalıp, oynamaya devam etmek. Umarım en azından bu sezon Türkiye Kupası'nı alırız" dedi.
Deivid, Zico konusundaki soruyu ise, "Onun ekipten ayrılmasına çok üzülmüştük, Zico Fenerbahçe'yi Şampiyonlar Ligi çeyrek finaline taşımış tek hoca. Şüphesiz Fenerbahçe'de çok büyük izler bıraktı. Onu özlüyoruz" açıklamasında bulundu.

1.Lig Şampiyonları

Şampiyonluk Sıralaması
Galatasaray 17
Fenerbahçe 17
Beşiktaş 12
Trabzon 6

2007-2008 Galatasaray
2006-2007 Fenerbahçe
2005-2006 Galatasaray
2004-2005 Fenerbahçe
2003-2004 Fenerbahçe
2002-2003 Beşiktaş
2001-2002 Galatasaray
2000-2001 Fenerbahçe
1999-2000 Galatasaray
1998-1999 Galatasaray
1997-1998 Galatasaray
1996-1997 Galatasaray
1995-1996 Fenerbahçe
1994-1995 Beşiktaş
1993-1994 Galatasaray
1992-1993 Galatasaray
1991-1992 Beşiktaş
1990-1991 Beşiktaş
1989-1990 Beşiktaş
1988-1989 Fenerbahçe
1987-1988 Galatasaray
1986-1987 Galatasaray
1985-1986 Beşiktaş
1984-1985 Fenerbahçe
1983-1984 Trabzonspor
1982-1983 Fenerbahçe
1981-1982 Beşiktaş
1980-1981 Trabzonspor
1979-1980 Trabzonspor
1978-1979 Trabzonspor
1977-1978 Fenerbahçe
1976-1977 Trabzonspor
1975-1976 Trabzonspor
1974-1975 Fenerbahçe
1973-1974 Fenerbahçe
1972-1973 Galatasaray
1971-1972 Galatasaray
1970-1971 Galatasaray
1969-1970 Fenerbahçe
1968-1969 Galatasaray
1967-1968 Fenerbahçe
1966-1967 Beşiktaş
1965-1966 Beşiktaş
1964-1965 Fenerbahçe
1963-1964 Fenerbahçe

1962-1963 Galatasaray

1961-1962 Galatasaray

1960-1961 Fenerbahçe
1959-1960 Beşiktaş
1959 Fenerbahçe

Nisan Sayısı bayelerde

 Fenerbahçe Spor Kulübü'nün resmi yayın organı Fenerbahçe Dergisi'nin Nisan sayısı, yine dopdolu içeriği, hiçbir yerde görmediğiniz fotoğrafları, dev posteri ve Fenerli Çocuk ilavesiyle yakında bayilerde...
Fenerbahçe Dergisi'nin 74 no'lu Nisan 2009 sayısı, Fenerbahçe'nin eski başkanı Faruk Ilgaz'ın görseli ve "11 yıllık istikrar devam etmeli" başlıklı kapağıyla bayilerdeki yerini alıyor. Derginiz bu sayısında da sizlere 50 x 70 cm. ebatlarında poster armağan ediyor. Bu ayki posteriniz; kalecimiz Volkan Babacan'a ait.
Bununla da bitmiyor! 2009 UEFA Final biletiniz de bizden… Tüm detaylar derginizde!
Fenerbahçe Dergisi'nin taklitlerinden sakının, derginizi ekleri ve hediyeleriyle birlikte tükenmeden alın.

Hepinizin müptelası olduğu Fenerbahçe Dergisi'nin son sayısından çarpıcı başlıklar:

KAPAK KONUSU: "11 yıllık istikrar devam etmeli" Fenerbahçe Spor Kulübü'nün 1966-74, 1976-80 ve 1983-84 yıllarında başkanlığını yürüten Faruk Ilgaz, Mayıs ayında yapılacak Genel Kurul Kongresi öncesi, dergimize açıklamalarda bulundu ve Aziz Yıldırım'ın görevine devam etmesi gerektiğini dile getirdi. Detaylar derginizde…
• 54 yıldır futbolseverlere farklı bir heyecan yaşatan UEFA Kupası bu kez, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda! Üstelik son performansıyla… Evet, UEFA Kupası, yeni formatına kavuşmadan önce son performansıyla Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda herkese veda edecek. Böylesine önemli bir gün için Fenerbahçe Dergisi olarak farklı bir katkımız olsun istedik… "FİNAL BİLETİNİZ BİZDEN" Detaylar derginizde!
• Emre Belözoğlu: "Üstüne basa basa Kupa'ya yaklaşıyoruz"
Takımımızın başarılı isimlerinden Emre Belözoğlu, evliliğinin ardından evinin kapılarını ilk kez Fenerbahçe Dergisi'ne açtı. Birbirlerine "Kuzu" diye seslenen Tuğba ve Emre Belözoğlu çifti, bakışmalarıyla da sanki hep balayında olacaklarmış izlenimini veriyorlar. Emre ile bir kez daha Türk futbolunu, medyayı ve Fenerbahçe'yi dobra dobra konuşmanın keyfini yaşarken, kendileri her ne kadar "Daha evli olduğumuza alışamadık" deseler de, biz hem röportaj sonrası bizi öğle yemeğiyle ağırlamalarındaki misafirperverliklerine hem de her konudaki samimiyetlerine müteşekkir kalarak ayrılıyoruz yanlarından. Yeni evlerinde yapacağımız başka güzel bir sohbet için de şimdiden anlaşıyoruz.  
• Fenercell coşturdu! Kulübümüzün AVEA ortaklığında sanal mobil operatörü olan Fenercell, geçtiğimiz ay 16 - 20 Mart tarihleri arasında düzenlediği organizasyonlarla Fenerbahçeli sporcularımızı taraftarlarımızla bir araya getirdi. "Fenercell İmza Günleri"nden çarpıcı kareler derginizde!
• 1999 yılında aramızdan ayrılan Muhittin Bulgurlu'nun eşi Nimet Bulgurlu ile Moda'da Bulgurlu apartmanındaki konutunda konuşuyoruz. Önümüzde yine bir kongre var. Biraz o günlere götürmek istiyoruz sizleri... "Muhittin yaşasaydı, yine Aziz Yıldırım derdi"
• PAF Takımımızın başarılı oyuncularından Özgür Çek, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Basın Toplantı Odası'nda 5 yıllık profesyonel sözleşmesine imza attı.
• Bunları biliyor muydunuz? Kısa kısa Özgür Çek
Her iki lafından biri Roberto Carlos veya Messi. Fenerbahçe'de gerçekleştirmek istediği büyük hayalleri var. Sol açık oynamanın kendisine avantaj sağladığı görüşünde. Bir de biraz daha uzun boylu olmayı dilermiş… İşte kısa kısa cümlelerle Özgür Çek…
• "Kutlamaları cavaquinho ile yapacağız"
Oyuncularımızdan Gökçek Vederson, dergimize takımımızın son durumu ile hem Lig hem de Kupa'daki şansını değerlendirdi. Taraftarlarımızın ve Fenerbahçe camiasının Türkiye Kupası'nda çeyrek asrı geçen özlemini dindirmek için önlerinde sadece 2 maç kaldığını ifade eden Gökçek Vederson, hesaplarda hiç olmayan şekilde kaybedilen birçok puana rağmen lig için de umutlu konuştu. Kamplarda ve antrenman dönemlerinde Samandıra'da, sık sık elinde küçük bir gitar veya mandolini andıran Latin Amerika'ya özgü cavaquinho isimli müzik aletini çalarken gördüğümüz Vederson, "Bu yılı çok farklı dönemlerden geçtik. Ancak ben en sonunda mutlu sona bizim takımın ulaşacağını düşünüyorum. Hem Kupa'da, hem de Lig'de şampiyonluğa ulaştıktan sonra kutlamaları hep birlikte cavaquinho ile yapacağız" dedi.
• Kulübümüzün Mali İşler Koordinatörü Abdülkadir Kuşin, bu ayki köşesinde Fenerbahçe Spor Kulübü Yüksek Divan Kurulu Başkanı Yüksel Günay ile; Fenerbahçe'nin ilk göğüs reklamına kadar uzanan sponsorluk ilişkilerini konuştu.  
• Furkan Dede: "Her şeyden önce Fenerbahçe"
 "Var Mısın Yok Musun", dağıttığı ödüller ve programın konsepti sayesinde, sadece ekran başındakilerle değil, programda yarışmak isteyen adayların sayısı itibariyle de rekora koşan bir program. Show TV'de yayınlanan ve sunuculuğunu Acun Ilıcalı'nın yaptığı program, yarışmacıların hayat öyküleriyle de dikkat çekmeye devam ediyor. Bu programda 7 aydır yarışmacı olarak bulunan ve tabi ki Fenerbahçeliliğiyle sempati kazanan Furkan Dede ile Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda görüştük. Furkan, her zamanki gibi Fenerium giysileri içindeydi…
• "Carlos'un golü, en güzel ikinci gol"; "Genç futbol takımı antrenörleri ve sporcularına seminer"; "Özaydınlı araya girdi taraftar takımla buluştu"; "Carlos İstiklal Marşı'nı öğreniyor"; "Aragones ve eşi Kapadokya'daydı"; "Dünya rekorunda el izimiz var"; "Emreciksin'den açıklamalar"; "Oyuncularımıza kural eğitimi"; "Havuzda antrenman neşesi"; "Yasin kokoreççi açtı"; "Asr-ı Fener teslimatları sürüyor"; "Lefter'e vefa"; "Kadir Has Stadı hayırlı olsun"; "Fenerbahçe'de kal Lugano"; "Villa Fenerium'dan çocuklar için resim yarışması" ve daha birçok haber "Haber Turu" sayfalarımızda… Bu sayımızda 5 sayfayı bulan Haber turlarıyla, Fenerbahçe gündeminden kopamayacaksınız.
• Kanarya Hakan'a Samandıra'da kutlama
Büyük Fenerbahçe taraftarının sembol isimlerinden "Kanarya" lakaplı Hakan Boyoğlu, 31. doğum gününü Samandıra Kamp Merkezi'ndeki özel partide kutladı. Çok özel fotoğraflarla derginizde…
• Fenerbahçe DenizBank Bonus Kart'ın tanıtımı, Başkanımız Aziz Yıldırım, DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, yöneticilerimiz ve DenizBank yetkililerinin de katıldığı bir törenle, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı Maraton Tribünü'nün altındaki Fenerium mağazasında yapıldı. Fenerbahçe DenizBank Bonus Kart, daha önce Garanti ve Yapı Kredi banklarının kredi kartlarında olduğu gibi, hem Fenerbahçe Taraftar Kart, hem de DenizBank Bonus Kart olarak kullanılabilecek. Detaylar derginizde…
• Futbol Okulları atağa kalktı
Fenerbahçe Futbol Okulları, bir süredir yeni bir yapılanmaya girdi. Şenol Çorlu denetiminde Kortan Aksu'nun kontrolünde uygulanan yapılanmada bu yılki hedef; Futbol Okulları'nın sayısını 20'lerden 80'lere çıkarmak, iyi değerlendirmelerle kaliteyi arttırmak ve ileride aynı Özgür Çek örneğinde olduğu gibi Fenerbahçe A Takımı'na oyuncu kazandırabilmek.
• Yazarımız Alp Bacıoğlu, Zaman Tüneli köşesinde, İstanbul Ligi'nin ilk 10 yılının öyküsünü dolayısıyla da İngiltere'den getirilen gümüş şildin neden Fenerbahçe Müzesi'nde olduğuna, detaylarıyla değiniyor.
• Sibel'in Sahasında konuk: Yılmaz Saracoğlu.  
• Yazarımız Ersin Demirel, bu ayki "Hayatın İçinden Fenerbahçe"de Yavuz Seçkin'i konuk ediyor.
• Genel sekreterimiz Vedat Olcay'ın hazırladığı "Geçen Ay Neler Oldu?" dosyası sayesinde Fenerbahçe'mizdeki tüm önemli olayları takip etme fırsatını yakalayacaksınız.
• Serkan Atasay: "Fenerbahçe'nin bendeki yeri ayrı"

İnsanın doğduğu topraklardan yola çıkıp neredeyse hiç tanımadığı bir ülkeye vatan gözüyle bakıp yerleşmesinin nedeniyle ilgili iyi ve kötü olarak sayısız şey sıralanabilir. Başka bir ülkede bambaşka bir kültürde yaşayabilmek için evrensel bir meslek yapmak da işinizi kolaylaştırabilir. Sergey Sergeyev yani Türkiye vatandaşlığına geçtikten sonraki ismiyle Serkan Atasay o evrensel mesleklerden birini yapıyor: Spor... Sayısız başarılara imza atmış bir yüzücü olmasının yanı sıra olimpiyatlarda yüzmüş bir yüzücü. 2006 yılından bu yana Türkiye'de Fenerbahçemiz adına yarışıyor son yıllarda ise hem havuzlarda kulaç atıyor hem de genç yüzücüleri Fenerbahçe için yetiştirilmesine yardımcı oluyor.
• Valeriya Korotenko: "Fenerbahçe'de devam etmek istiyorum"
Yabancı transferlerin bir takıma geldiklerinde, sanki çocuklarından beri bu takıma gönül veriyormuş gibi oynamalarının en iyi örneklerinden biriyle konuşuyoruz bu ay… 25 Ocak 1984 doğumlu olan Valeriya Korotenko ile… Valeriya, Fenerbahçe Acıbadem Bayan Voleybol Takımımızın önemli isimlerinden bir tanesi. Geçtiğimiz yıl Türkiye Ligi'nde en iyi libero seçilmesinin yanı sıra, takımımızın Avrupa 3.'sü olduğu CEV Kupası'nda en iyi manşet alan oyuncu unvanının sahibi oldu. Valeriya'nın evine konuk olduk. Nişanlısı Nejat ve köpeği Maylo ile ev hallerini görüntüledik. Ayrıca Valeriya'yı büyük beğeni duyduğu Kız Kulesi'ne de götürdük. Voleyboldaki başarısı kadar sıcakkanlılığı da röportajımıza yansıdı.
• Köşe yazarlarımız Jak Benzonana ve Ayşesu Zorlutuna gözden kaçmaması gereken konuları, yazılarına taşıyarak gündemi oluşturmaya devam ediyorlar.
• Fenerbahçemizin geçen ay içinde yaptığı tüm futbol maçları, keyifli anlatımıyla derginizde…
• Basketbol, voleybol, yüzme, boks, masa tenisi, atletizm, kürek ve yelken şubelerimizden çok özel haberler, transferler ve müsabaka sonuçları Fenerbahçe Dergisi'nde.
• Yurt içi ve yurt dışındaki tüm derneklerimizden son haberler, Fenercell ve Fenerbahçe Kart etkinlikleri derginizde.
• Fenerbahçe Spor Kulübü Eğitim Kurumları'na dair tüm haber ve etkinlikler derginizde.
• Yurt çapında yeni açılan Fenerbahçe Spor Okulları'na dair tüm haberler derginizde.
• Dergimizin en hit köşelerinden biri de sizlerin katkısıyla büyümeye devam ediyor. "Minik Kanaryalar" köşemizde geleceğin aydınlık Fenerbahçelileri, sizlere şimdiden kendilerini tanıtmak için adeta yarışıyorlar. Onların sevimli "Merhabaları"nı ve Kulübümüze seslenişlerini bu köşeden takip edebilirsiniz.
• "12. Adam" köşesinde sizlerin görüş ve duygularınıza birebir yer vererek 12. adamı biraz daha yakından tanıma fırsatı bulacağımıza inanıyor, sarı ve laciverdin sevgisi ile atan kalplerimizin hep bir arada ve bir yolda buluşmasını diliyoruz. Bu ayın 12. Adam'ı Mehmet Duru…
• Fenerbahçe Dergisi, her ay taraftarını Fenerbahçe gündeminden haberdar ettiği gibi, sinema, albüm, kitap, teknoloji, play station, Feneroskop ve bulmaca köşeleriyle de, taraftarının hayatına renk katmaya devam ediyor.
• Fenerium'dan çarpıcı kampanyalar, indirim fırsatları, yeni mağaza açılışları ve daha birçok Fenerium haberini derginizde bulabilirsiniz. Fenerium koleksiyon kitapçığı da derginizin içinde yer alıyor.
• Fenerbahçe Dergisi'nin Nisan 2009 sayısı gündemi oluşturan gerçek haberler ve hiçbir yerde görmediğiniz fotoğraflarla yine dopdolu. Bayiinizden posteriniz ve Fenerli Çocuk ilavenizle birlikte istemeyi unutmayın.


BASIN FOTOĞRAFI

BASIN FOTOĞRAFI

BASIN FOTOĞRAFI


BASIN FOTOĞRAFI

BASIN FOTOĞRAFI

BASIN FOTOĞRAFI

BASIN FOTOĞRAFI

BASIN FOTOĞRAFI

BASIN FOTOĞRAFI

Tarihçe

Tarihçe



 

 

 

Kadıköy ve Fenerbahçesi;
İstanbul’un Kadıköy yakası; Allah’ın, yeryüzünü yaratırken kesinlikle ayrıcalıklı davrandığı bir eşsiz yöre... Tarihlerin henüz 1900 yılına ulaşmadığı İstanbul’da, Kalamış’ıyla

Fenerbahçe’siyle, Caddebostan’ı Suadiye’si Moda’sı ile adeta bir rüya beldesi... Göz alabildiğine bomboş arsalarla yemyeşil çayırlara sahip bu yörede, doğanın insanları spor yapmak için sanki teşvik ettiği yıllar...

Ve de, İstanbul’un silüeti deniz üzerinde uzaklardan perde perde yansıyıp dalgalanırken, Fenerbahçe Burnu’nda yanıp sönerek yol gösteren bir fener Türk sporuna önderlik edeceği bir kulübe sembol olmanın da gururu içinde, Adalar’a, Marmara’ya, daha da ötesi uzak yıllara doğru aynı şevkle ışık saçacağı günlerin özlemi ile çakıp durmaya başlamıştı sanki... Ve de Kadıköy, o dönemlerde en güzel semti olan Fenerbahçesi’nin bağrından çıkaracağı takımını önce yakınlara, sonra da yarınlara armağan edeceği günleri bekliyordu gayri...

Kuşdili Çayırında İlk Futbol Oyunu;
İlk futbol oyununun, bugünkü anlamıyla ilk kez 1823 yılında İngiltere’de oynanmaya başlamasının üzerinden neredeyse yıllar ve yıllar geçmişti. Nihayet tarihler 1890’lı yıllara ulaştığında, Moda’da oturan İngiliz’ler de bu keyifli spordan iyice etkilenmiş ve o yemyeşil arsaların bulunduğu Kadıköy’ün geniş alanlarında, futbolu oynamaya başlamışlardı. Seyri çok keyifli bu oyunun, çevredeki Türk gençlerinde de ilgi uyandıracağı ve de bu sporu onlara sevdireceği pek tabii idi ve hatta da kaçınılmazdı. Ama ne var ki, o sıralarda süren monarşi rejimi nedeniyle Müslüman Türkler için cemiyet kurmanın ve hatta mevcut cemiyetlere dahi üye olmanın yasak olmasından dolayı, Kadıköy Çayırlarında top koşturan İngiliz gençlere yine ancak Rum gençleri eşlik edebilmekteydi. Yine de, hemen her akşamüstü bilhassa Kuşdili Çayırında yapılan bu futbol maçları ya da antrenmanları, Kadıköy halkının büyük bir kesiminin ilgisini çekmekte, genellikle akşamüstleri zevk için de olsa oynanan bu futbol oyunu için, Kalamış’tan, Moda’dan, Kuyubaşı’ndan, ve hatta Haydarpaşa civarlarından gelecek öbek öbek halkı, gününe ve hava durumuna göre küçük ya da büyük kümeler halinde bu oyunu seyretmeye yöneltmekteydi. Kadıköy halkının ekserisi ikindi sularında ayaklanır, günlerden Cuma ve Pazar değilse yani Kurbağalıdere’nin kenarındaki salaş tiyatroda Komik Hasan’ın tuluat kumpanyası oynanmıyorsa Kuşdili Çayırı’na doğru yola koyulurlardı. Yok, eğer günlerden Cuma ya da Pazar ise de, Moda’ya doğru ya da şimdiki Fenerbahçe Stadyumu’nun bulunduğu Papazın Çayırı’na doğru yola koyulurlardı (*1). Omuzdaş kılıklı, burma bıyıklı tüylü tüysüz gençler, yanlarında boy boy çocuklarla hanım nineler ve de orta yaşlı hatunlar, Arap bacılar, ahretlikler, kahvede pineklemekten usanan efendi kişiler, burada çayırı çepeçevre kuşatır, kadınlar getirdikleri kilimleri yayarlar, erkeklerin kimi toprağa bağdaş kurar, kimi büyükçe bir taşa oturur, kimi ayakta dururdu. Sucusu, dondurmacısı, kağıt helvacısı, simitçisi, baloncusu, Eyüp oyuncakçısı velhasılı satıcıların her çeşidi burada arzı endam eyler, burayı adeta panayır yerinden farksız kılardı. Ortadaki saha olacak alanda ise, kapı gibi gövdeli, başları açık, renk renk gömleklerinin kolları sıvalı, göğüsleri fora, bacaklarından dizkapaklarına kadar şortlu bir alay adam soluk soluğa koşuşurlar, birbirlerine çarpıp çarpıp, alt alta üst üste mecelleşirler, güya da top oynarlardı. Oynanan bu futbollardan örnek alan bazı gençler, Kadıköy’ündeki arsalarda ya da geniş çayırlarda onlar gibi top oynamaya heveslenir, karman çorman bir biçimde, bir harradır bir gürradır gider, topa en çok vuranla onu en havalara yükselten erbab sayılırdı. Ne var ki bir süre sonra, bir başka deyişle 1900’lü yıllara iyice yaklaşılmasıyla birlikte, Moda’da oturan İngiliz gençlerinin artık modern futbolu oynamaya başlamaları ve dolayısıyla da oynadıkları futbolu daha seyredilir bir halde sunmaları, kendilerini hayran hayran seyreden Kadıköy’lü gençlerin yüreklerinde birtakım kıpırdanmalara sebep oluyor, onlar gibi organize bir takım kurma isteklerini ise, vazgeçilemez bir tutkuya dönüştürmeye başlıyordu.

Kadıköy Football Association ;
1890’lı yıllarda İstanbul Moda’da yaşayan İngiliz ailelerinden La Fontaine, Giraud, Whittall, Charnaud, Pears, Armitage aileleri Kadıköy ve Moda’nın çayırlarında kendi aralarında bu oyunu yeni yeni oynamaya başladıklarında, İzmir’de yaşayan İngiliz aileleri, Bornova çayırlarında bu oyunu çoktan oynamaya başlamışlardı bile (*2). Zira sosyal ve idari bakımdan payitaht İstanbul’a uzak ve rahat iki şehir olan Selanik ile İzmir, 1870’li yıllarda Osmanlı’nın futbol oyunu için ilk taraftar bulduğu toprakları oluyor, futbol oyunu o dönemlerde dini inançların da etkisi ile Müslüman Türkler arasında gelişemediğinden, böylece de Osmanlı toprakları üzerinde ilk defa gayrimüslim ve levanten (ülkede yerleşmiş bulunan yabancı uyruklu) vatandaşlar tarafından oynanıyordu.

Moda’da futbolla tanışan ilk ailelerin İstanbul’da İngiltere elçiliği personeli görevlileriyle aralarında yaptıkları maç rekabetini, 1894 yılında İzmir’de “Football Club Smyrne”nin kurulması ile birlikte İstanbul - İzmir rekabeti izlemeye başlıyordu (*3). İzmir’de futbolun öncülüğünü yapan James La Fontaine, 1889 yılında İstanbul’a yerleştiğinde, Kadıköy’de İngilizlerin futbol-rugby karışımı bir oyun oynadıklarını görmüş ve onlarla kısa zamanda dostluk kurarak, daha iyi bildiği futbol oyununu onlara kabul ettirmişti. Tarihler 1897 yılını gösterdiğinde, James La Fontaine ve arkadaşları Kadıköy yakasında ilk kez bir futbol takımı olarak Kadıköy Football Association adı altında toplanıyor, takımı oluşturan İngiliz, Rum, Ermeni gençleri, genelde İstanbul’a sefere gelen İngiliz gemicilerle oynadıkları oyunlarını Kadıköy’ün çayırlarında sürdürüyor, ve her akşamüstü (ilk bölümde geniş bir biçimde sunduğumuz) o kalabalık izleyici kitlesine de seyrettiriyorlardı. Bu müsabakalar halkın öylesine ilgisini çekmişti ki “Football Association” takımı, iki yıl içerisinde “İzmir Karması” ile karşılıklı olarak futbol maçları yapmaya yönelmişti.

“BLACK STOCKING FC” Kuruluyor ;
Ne var ki, Sultan 2. Abdülhamid’in padişahlığının sürdüğü o dönemde, mevcut monarşi rejiminin korunması amacıyla Türk gençlerinin dernek kurmaları yasaktı. Bu durum ise, yabancı ve azınlıkların top koşturdukları kendi topraklarında futbol oynamanın imkan ve zevkinden mahrum olan ve onların aralarına karışarak oynamak istedikleri bu cazip oyunu ancak gıpta ile seyretmekle yetinen Kadıköylü Müslüman Türk gençleri arasında, sadece üzüntü değil aynı zamanda tabii ki öfke ve hırs da uyandırıyordu. İşte her türlü tehlikeyi göze alan bu gençlerden, deniz öğrencisi Fuat Hüsnü (Kayacan), eski hariciyecilerden Reşat Danyal ve Mehmet Ali ile, Kuşdili’nde Papazın Çayırı adı verilen topraklarda meşin yuvarlağa vuruşlar yapan arkadaşları bu özlemin sona ermesini amaçlıyorlar, ve 1899 yılında da, devrin hafiye ve jurnalcilerinin dikkatlerinden kaçmak ve hışımlarından korunmak amacıyla bir İngiliz adı altında Black Stocking FC (Siyah Çoraplılar Futbol Kulübü) ‘nü kuruyorlardı. Ancak siyah çorap ve kırmızı üst formaları ile Türk gençlerinin oluşturduğu bu ilk Türk spor ve futbol topluluğu daha ilk maçlarında hafiyelerin baskınına uğruyor ve hemen dağıtılıyordu.

1899; Fenerbahçe’nin Gerçek Kuruluş Yılı
Burada dikkati çeken en önemli nokta; Fenerbahçe Spor Kulübü’nün Black Stocking FC ismi altında 1899 yılındaki bu ilk girişimindeki öncülük yapan gençler ile, ilerideki yıllarda kurulacak olan Kadıköy Futbol Kulübü (1902) ve Fenerbahçe Futbol Kulübü (1907) ismi altında toplanan gençlerin genelde aynı kişiler olacağıydı. Dolayısıyla FENERBAHÇE KULÜBÜ kuruluşunu gayri resmi olarak 1899 yılında gerçekleştirmiş, ne var ki iki kez kapatılmaları nedeni ile faaliyetlerine, ancak resmi kuruluş yılları olan 1907 yılında geçebilmişti. Görülen odur ki; Black Stocking F.C. ya da Kadıköy Futbol Kulübü isimleri, amaç karşısında birer araçtırlar (*4). Ayrıca İstanbul’da kurulan futbol kulüplerinin listeleri incelendiğinde de; Moda Futbol Kulübü (1896), Cadi-Keuy Football Club (1899) ve Imogen (1900) takımlarının İngiliz uyruklular tarafından, Elpis (1900) takımının Rumlar tarafından, Black Stocking (1899), Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe kulüplerinin ise Osmanlı uyruklular tarafından kurulmuş oldukları da zaten görülmektedir.(*5)

Atatürk ve Fenerbahçe

Atatürk ve Fenerbahçe
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk de Fenerbahçeli’ydi. Atatürk, 10 Ağustos 1928 günü, 3-3 berabere biten Gazi Kupası maçından sonra üçü Galatasaraylı ve ikisi Fenerbahçeli olan beş kişinin önünde aynen şunları söyledi: "Burada üçe üçüz... Çünkü ben de Fenerbahçeliyim!"

5 Haziran 1932’de Kulübümüzün Kuşdili’ndeki binası yanınca, ilk bağış yine Büyük Önderimiz’den geldi.

Mustafa Kemal Atatürk’ün kulübümüzü ziyareti sırasında, hatıra defterimize yazdığı satırlar şöyledir;

"Fenerbahçe Kulübü’nün her tarafa mazhar-i takdir olmuş bulunan asari mesaisini işitmis ve bu kulübü ziyaret ve erbab-ı himmeti tebrik etmeyi vazife edinmiştim. Bu vazifenin ifası ancak bugün müyesser olabilmiştir. Takdirat ve tebrikatımı buraya kayd ile mübahiyim."

3.5.1918 - Ordu Kumandanı - Mustafa Kemal

9 AYRI OLAYLA DOĞRULANAN BİR GERÇEK:
Son dönemlerde yine spor çevrelerinde Atatürk’ün tuttuğu takımlar gündemde dolaşmaya başladı. Sanki dünyamızdan gidenlerden yeni haberler alınırmışcasına Türklerin Atasının zaman zaman taraf değiştirdiği izlenimleri bir çoğumuzu sadece güldürüyor.

Bazı basın yayın organlarında, örneğin değerli spor yazarı fanatik Beşiktaşlı Kazım Kanat’ın açıklamalarıyla büyük kurtarıcı Beşiktaşlı’ymış gibi gösteriliyor. Atamızın ölümünden 66 yıl sonra hangi takımı tuttuğu konusunda makaleler, hatta kitaplar yazılıyor. Adeta gaipten sesler geliyor. Ahiretin Sesi muhabirlerinin bildirdiği haberlere göre Büyük Atamız şimdi de BJK taraftarı. Jimnastik kulübümüzün bu konudaki son yoğun çalışması ise Vala Somalı tarafından Atatürk’ün mutlak Beşiktaşlı ilan edilmesi. Kesin bir gerçek ortada dururken Atatürk’ün hangi takıma sempati duyduğu, hangisine gönül verdiği konusu bilinçli olarak açılıyor, kafalar karıştırılmaya çalışılıyor. Bu kişiler ya da çevreler güneşi balçıkla sıvamaya kalkıyorlar. Bu tip insanlara "kafa karıştırmaloji uzmanları" demek yerinde olacak. Çünkü onların işi ortalığı bulandırmak. Gerçekten de ortaya attıkları iddiaların kafaları karıştırmaktan öte hiçbir değeri yok.

Galatasaraylı’lara gelince onların yakın zamana dek, bu konuda pek sesleri çıkmıyordu. Sadece geçmiş yıllarda birkaç yerde Atatürk’ü şu kulübün bu kulübün taraftarı değil kulüpler üstü saymak gerek gibi bir görüş ileri sürdükleri görülmüştü. Son zamanlarda Fenerbahçeliliği tartışılmayan Atatürk Beşiktaşlılarca Beşiktaşlı ilan edilince, o denli uzun boylu değil demek istercesine, onlarda bu konuya daha sık girer oldular. Örneğin Galatasaray Kulübü’nün aylık resmi dergisinde birkaç kez Atatürk’ü konu eden, onu kulüpler üstü gösterme çabalarında olan makaleler yayınlayarak "Tarihi Bir Mektubu Gün Işığına Çıkarıyoruz" dediler...

"ATATÜRK’ÜN FUTBOL MERAKI" adı altında Galatasaray Müzesi Müdür Yardımcısı ve Araştırmacı Adnan Işık yine bu konuyu işliyor. "Türk basınında zaman zaman Atatürk’ün hangi takımı tuttuğu tartışmaları yapılır. Herkes onu kendi tarafına çektiği için de bir sonuca varılmaz. Bu yazıda bizim gayemiz, konuya tarafsız bir gözle ve belgelerin ışığında yaklaşmaktır."

Bunları yazdıktan sonra, Ali Sami Yen’in 1914 yılında binbaşı rütbesinde ki Mustafa Kemal’i Galatasaray’ın Rumenlerle yapacağı bir maça davet ettiğini bu davetin Atatürk’e geç ulaştığını ama yine de Mustafa Kemal’in kulüp müzesinde hala saklanan davete teşekkür niteliğindeki cevabı mektubunu da yayınlıyor. O mektupta Atatürk, "Davet mektubunuzu ancak dün sabah aldım. Fakat ben o gün doğrudan gidip maçı izledim." demektedir.

 

Kulüp

 Kulüp

 

 

 

 

 

 

 

 

Kuruluş yılı: 1907

Kurulduğu Yer:
Moda'da Beşbıyık Sokağı 3 numaralı evin alt katı.

1895 yılında Moda'da oturan İngilizlerin modern futbolu oynamaya başlamaları, Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kurulmasının ilk adımları olacaktı.

Deniz öğrencisi Fuat Hüsnü Kayacan'ın, 1899 yılında Fenerbahçe Stadı'nın bulunduğu çayırda meşin yuvarlağa yaptığı vuruşlar sırasında arkadaşları Reşat Denyal, Mehmet Ali ile dile getirdikleri "Ah biz de bir futbol takımı kurup oynayabilsek" özlemi, Türk gençleri arasında Black Stocking FC kurulmasına sebep olmuştur. Fakat daha sonra, kulüp monarşi rejiminin engellenmesini önlemek amacıyla hemen dağıtılmıştır.

Bir kaç gencinde katılımıyla aynı isimler, 1902 senesinde bu kez Kadıköy Futbol Kulübü adı altında toplandılar. Ancak daha sert hafiye baskını bu girişimi de engellemiştir.

1907 yılının bir bahar gününde gene bir maç dönüşü Ziya, Ayetullah ve Necip evlerinde çay içerlerken sönmeyen ideallerini bir kez daha başarmaya yöneldiler. Monarşi rejimi artık gevşemiş ve bu girişim bu kez tutunmuş ve FENERBAHÇE FUTBOL KULÜBÜ bir daha kapatılmamak üzere kurulmuştur.

Fenerbahçe Futbol Kulübü'nün ilk yönetim kurulu şöyledir: Ziya Bey "Başkan", Ayetullah Bey "Genel Sekreter" ve Necip Bey de "Genel Kaptan ve Veznedar"dır.

Tabii kuruluş yılları kolay olmamış, zaman zaman futbolcu bulmakta zorlanılmış ve bir çok defa gemilerden ödünç futbolcu alarak ligdeki mücadelesini sürdürülmüştür. 1909 yılında kulübün adı Fenerbahçe Spor Kulübü olarak değişmiş, renkleri de sarı-beyazdan bugünkü rengi olan sarı-laciverede çevrilmiştir. 1909-1911 yılları Fenerbahçe'miz için çok zor geçmiş bir ara dağılma noktasına bile gelinmiş ancak Elkatipzade Mustafa adlı üye, kulübü kurtaran adam olmuştur. Lokali dahi olmayan kulübün takımları çok kötü durumdayken St. Joseph, Robert College ve Kadıköy Numune Mektebi'nden toplanılan genç futbolcularla, kulübün genç takımları kurulmuş, bir nevi alt yapısını oluşturulmuştur. Bu atılım, başarısız geçen 2 yılın ardından Fenerbahçe'ye hiç yenilmeden ilk şampiyonluğunu getirmiştir.

Bu şampiyonluk ise, Fenerbahçe'ye yaşama gücü aşılamış ve kulüp Altıyol ağzında 2 odalı bir lokale kavuşmuştur. Balkan Savaşı nedeni ile yapılmayan 1912-1913 lig maçlarından sonra üst üste ve yenilmeden kazanılan 2 şampiyonluk, Fenerbahçe camiasını oluşturmaya başlamıştır. Fenerbahçemiz aynı zamanda 1914 senesinde tertiplenen Genç takımlar şampiyonluğunu da kazanmış ve 10 yıl içinde en çok şampiyonluk kazanmış takım olma unvanını alarak İngilizler tarafından verilen tarihsel şilti de almaya hak kazanmıştır.

Kurucular: Nurizade Ziya Songülen Bey, Osmanlı Bankası memurlarından Ayetullah Bey, Bahriye Mektebi talebesi Necip Okaner Bey, Hindli namıyla anılan Asaf Beşpınar Bey ve Enver Yetiker tarafından kurulmuştur.

İlk Başkan: Nurizade Ziya Songülen

Renkleri: Sarı Lacivert

Amblem: Fenerbahçe Kulübü'nün ilk amblemi, Fenerbahçe burnundaki ışık saçan beyaz feneri, renkleri ise sarı ile beyaz olmuştu. Ancak, kulüp mensupları bunu tatminkar bulmadıkları gibi, anlam bakımından da içinde bulunulan monarşi rejimini tehdit edici sayılabileceği endişesi ile kısa sürede iptal etti. 1910 yılında Fenerbahçeliler arasında resim çizmede maharetiyle tanınan futbolcu solaçık Hikmet (Topuz)'in çizdiği (bugünkü) amblem ise herkesin beğenisini kazandı ve kabul edilerek bugünlere kadar da ulaştı. İşte "sarı ve lacivert" ağırlık içinde olmak üzere 5 renkten oluşan amblem ve şu anlamları taşımaktaydı(*22) ; "FENERBAHÇE SPOR KULUBÜ 1907" yazılı beyaz yuvarlak çerçeve, temizlik ve açık yüreklilik ifadesiydi. Kırmızı fon ise, safiyet ve Fenerbahçeliler arasındaki sevgi ve bağlılığı belirtirken bu arada bayrağımızı da sembolize etmekte, ortadaki sarı renk Fenerbahçe için duyulan gıpta ve kıskançlığı, kalp şeklindeki lacivert renk asaleti temsil etmekteydi. Sarı lacivert renkler içinde yükselen palamut dalı Fenerbahçelilik güç ve kudretini sembolize etmekte, yeşil renk ise yükselen bu kudret için başarının gerekli olduğunu açıklamaktaydı. Böylece "milli renkler arasında doğan Fenerbahçe"nin, sarı ile lacivert renkler beraberindeki bu amblemi üyelerce de kabul gördüğünden, klişesi İngiltere'ye Manchester şehrine yollanmış ve Fenerbahçe Spor Kulübü'nün bugünkü rozeti olarak ilk kez 1910 yılında yaptırılmıştı. Rozet; 1929 yılından itibaren üzerindeki eski Türkçe harfleri yeni Türkçe harflere bırakmış ve manada önemli etki yapmayacak ufak tefek değişikliklerle de günümüze kadar aynı şekli muhafaza ederek gelmiştir.


GÜNCEL BİLGİLER

Başkan: Aziz Yıldırım

Merkez: Fenerbahçe Spor Kulübü, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyu